Laura Casielles 
Translator

on Lyrikline: 3 poems translated

from: 土耳其文 to: 西班牙文

Original

Translation

Devrimler Arasındaki Benzerlikler

土耳其文 | Efe Duyan

devrimler de
büyük planlar gibi
uzun uzun düşünmeye gelmiyor

bir trenin dakikliği gibi
insana huzur veriyor
ve bir kere hareket etti mi dönüp bakmıyor

intihar gibi
her denemede
hayatla aramızda adlandıramadığım bir bağ kuruyor

yakın bir arkadaş gibi
kendi kusurlarımızı da örtmeye yarıyor

sevinçten çığlık atan bir bebek gibi
asla yorulmuyor

benim gibi
aslında kalabalıklardan pek hoşlanmıyor

hepimiz gibi
herkesin iyiliği için yapıyorum bunu derken yalan söylüyor

tüm tanrılar gibi
dünyayı birkaç günde yeniden yaratacağından emin

ilişkiler gibi
birden kölesi olursunuz

kadınlar gibi
ancak anladığınızı sanabilirsiniz

sevgililer gibi
sonuçta üzerler adamı

yine de platonik aşklar gibi
çok güzeldirler

© Efe Duyan

Similitudes Entr Las Revoluciones

西班牙文

las revoluciones también
como los grandes planes
son imposibles de diseñar al detalle

como trenes puntuales
ofrecen paz
y nunca miran atrás cuando han partido

como el suicidio
en cada ocasión
forja una conexión entre nosotros que no puedo nombrar

como los amigos cercanos
también son buenas en cubrir nuestros defectos

como bebés chillando de alegría
nunca cansan

como a mí
no les gustan –en realidad– las multitudes

como todos nosotros
es mentira que quieran lo mejor para todo el mundo

como todos los dioses
están seguras de ser capaces de crear el mundo en unos pocos días

como las relaciones
de pronto te ves siendo su esclavo

como a las mujeres
solo puedes suponer que las entiendes

como un amante
solo pueden decepcionarte

como un amor platónico
son hermosas a pesar de todo

Traducción: Laura Casielles

Sana Ben

土耳其文 | Efe Duyan

sana uzak mı ben? sayılmaz
otobüs artı vapur artı tramvay

sana yasak ben, büyütmeyelim
ne zaman baksam gözlerine
yeni kazılmış bir tünelin diğer ucu

sana çocuk ben, olsun
seviyorum yanında şımarmayı

sana endişeli ben, biliyorum
bazen büyütüyorum öğretmenim

sana eğimli ben, sakın kıpırdama
bir dalga diğer dalgaya nasıl karışırsa

sana hem sabah hem akşam ben
kararsızlığın hınzır tilkisi

sana kederli ben,
geç tanışmış sayılmayız değil mi?

sana sıkıntı belki ben,
baştan başlayabilecek misin?

sana boş beyaz bir kâğıt ben
ve demin açılmış kalemin ahşap kokusu

sana şimdi ben,
tamirden alınmış bir saatin hevesi

sana sonra ben, sana hep, sana sen

sana haydi ben,
eminsin değil mi?

sana ben
sorduğum basit bir soruyum.

© Efe Duyan
Audio production: Efe Duyan / EDISAM - Turkish Literature and Science Writers Union

Y Si

西班牙文

Y si pudiéramos –
el cielo y el infierno
que llevamos con nosotros como una navaja suiza

Y si pudiéramos –
nuestra naturaleza maliciosa,
que asimilamos a la compasión gracias
a refranes y a efectos especiales

Y si pudiéramos –
la pereza
que rodea a las buenas ideas
ahogándolas en agua jabonosa

Y si pudiéramos –
nuestra buena voluntad
con unas tenazas de acero

Y si pudiéramos –
el desasosiego
de las noches solitarias
como las acompañadas

Y si pudiéramos –
los desastres
causados por estar perdidamente enamorado
en el marco de la lógica

Y si pudiéramos –
los muros en ruinas de templos paganos
que atravesamos corriendo
cuando hacemos el amor

Y si pudiéramos –
nuestra infancia
como un regalo barato
con una esquina rota

Y si pudiéramos –
la destrucción
causada por los y si mientras nos consolamos
con ejemplos concretos

Y si pudiéramos –
todas las vidas
en el mismo momento

Y si pudiéramos –
todos los problemas
sin posponerlos hasta una gran revolución

Y si pudiéramos –
experimentar todas las muertes
una a una y personalmente

Y si pudiéramos –
el sinsentido mismo
con una cuchilla

Y si pudiéramos

Traducción: Laura Casielles

Birbirimize

土耳其文 | Efe Duyan

doğru ucundan çekildiğinde
          kolayca açılan gemici düğümleriyle aslında
sıçrayan mikroplarla belki

bazen akoru bozulmuş bir piyanoda
      allegro ma non troppo
bazen bir uçurumun kenarından
      dibine doğru son süratle

deterjan kokan renkli çamaşır ipleriyle
     bizim mahalleden fazla uzaklaşmadan
yer değiştiren kıtalar gibi
    her yıl ufak mesafeler katederek

siyah bir ilkokul önlüğünün yaka düğmesiyle
   bak ne kadar zamandır
derilerini değiştiren iki yılan gibi
   her mevsim yeniden

bir okyanusun dibindeki
   karanlıkta merakla
sabah kahvesi gibi
   biraz da alışkanlıktan

parmağına akmış japon
   yapıştırıcısıyla sımsıkı
yoksa bir pazar sabahı
    rahatlığıyla mı

köşedeki çingenenin sümbülleri sardığı
   alüminyum folyoyla özel günlerde
bir serum hortumuyla
   acil durumlar için

hidrojen ve oksijen atomlarının
   mütevazı hareketleriyle
yeni bulunmuş bir gezegende
   yaşam olma ihtimaline şaşarak

bir terazinin
   eşit kollarıyla
ama denge falan istemediğimizi
   umursamadan

asla evcilleşmeyen
   hayvanların boynuzlarıyla
susmak bilmeyen
   cırcır böceklerinin uykusunda

bir tilkinin
   aldığı sincap kokusuyla
ve bir sincabın
   duyduğu adımlarıyla tilkinin

her an bir bomba
   patlayabilir korkusunu
kahve için süt kalmayabilir
   endişesiyle karıştırarak

bir mezar taşıyla
   mezar taşını özenle yıkayan biri gibi
ne olursa olsun

kim bilir bir devrimi karşı devrime dönüşürken
   birlikte izlediğimiz için belki

inancımızı idareli kullanıp
   susuzluktan ölmemek için

bağlanmaktan
   korkarak

derimin derine
   sürtünürken çıkardığı sesle

sabrımızda biriken laktik asiti
   güneşte kurutup

kendi tuttuğumuz
   kukla ipleriyle

birbirimize
   senle ben

© Efe Duyan
Audio production: Efe Duyan / EDISAM - Turkish Literature and Science Writers Union

Al Otro

西班牙文

con nudos de marinero, de hecho, que pueden desatarse fácilmente
si se tira del punto adecuado
como gérmenes saltarines quizá

a veces en el allegro ma non troppo
de un piano desafinado
a veces a toda velocidad desde el borde de un precipicio
hasta el fondo

con líneas coloridas de ropa tendida
sin alejarnos demasiado del barrio
como continentes que se mueven
a pasitos

con el botón de un uniforme de la escuela primaria
–mira desde hace cuánto tiempo–
como dos serpientes cambiando de piel
cada estación, de nuevo

con curiosidad en lo oscuro
de un profundo océano
pero también desde la costumbre
como el café de la mañana

como el olor de un conejo
en la nariz de un zorro
como los pasos del zorro
en la oreja de un conejo

mezclando el miedo de que una bomba
pueda explotar en cualquier momento
con la preocupación de que no haya
leche suficiente para desayunar

como una tumba
y alguien limpiando cuidadosamente esa tumba
pase lo que pasee

quién sabe, quizá porque juntos vimos una revolución
convertirse en contrarrevolución

salvando nuestra fe
para no morir de sed

con el miedo de
engancharnos

con la voz de
mi piel frotándose contra tu piel

secando el ácido láctico que se nos apila en la paciencia
al sol

con los hilos de marioneta
con los que nos amarramos

al otro
tú y yo

Traducción: Laura Casielles