Nilay Öztürk 
Translator

on Lyrikline: 3 poems translated

from: 英文 to: 土耳其文

Original

Translation

The Man in the Train

英文 | Gabeba Baderoon

Pulling into the station, our trains pause
and I catch your eye across everything
that separates us. I wait to leave but, in a moment
of stillness, I hold your gaze.

Do you too feel that every journey
takes you in larger circles away from home.
For a moment, though soon we will move
in opposite directions, it feels
as though I have come to rest.

© Gabeba Baderoon
from: The Museum of Ordinary Life
Stuttgart : DaimlerChrysler , 2005
Audio production: 2005, M.Mechner / Literaturwerkstatt Berlin

TRENDEKİ ADAM

土耳其文

İstasyona girdiklerinde durdu trenlerimiz
Bizi ayıran her şeyin arasından yakaladım gözlerini
Gitmeyi bekliyordum ki
Bir anlık durgunlukta gördüm bakışlarını

Sen de hissediyor musun
Her yolculuğun seni evden biraz daha uzaklaştırdığını?
Birazdan zıt yönlere doğru hareket edecek olsak da
Bir anlığına dinlenmeye gelmiş gibiydim

Çeviri: Nilay Öztürk

AMOR FATI

英文 | Suzanne Buffam

Any idiot can become a genius if she wants it badly enough.

One must study how the crow flies.

One must say to oneself as the crow flies so fly I.

In the dream I am an empty tree.  One by one my branches fill with silent crows who have travelled great distances to reach me.  Each crow contains a golden seed of knowledge locked in its craw and by containing them all in my humble crown I contain all knowledge of the kingdom.

My attempts to remember are proof in themselves.

At times one must accompany a shadow like the moon above a field of bitter greens.  

In this wretched spirit the pilgrim applies herself and is rewarded.

I only felt in the midst of my suffering the presence of a love, she explains, like that which one can read in the smile on a beloved face.

I can’t help what I want.

There is no such thing as a dream that comes true.  

Every dream is already true the moment it is dreamed.

© Suzanne Buffam
from: unpublished
Audio production: 2007, Literaturwerkstatt Berlin

Amor Fati

土耳其文

Bir aptal yeterince isterse bir şeyi  dahiye dönüşebilir

Karganın uçuşu gözlenmelidir

Karga uçuyorsa ben de uçarım denmelidir

Düşümde yapraksız bir ağacım. Dallarım sessiz kargalarla doluyor tek tek -bana gelmek için uzun yollar kat etmiş kargalar. Kargalar midelerinde saklanmış altın bir bilgi tohumu taşıyorlar. Onlara naçiz tacımda yer vererek tüm krallığın bilgisini taşıyorum.

Hatırlama çabalarım,  kanıt oluşturuyor kendilerine

Zaman zaman keskin yeşil tarlaların üzerindeki ay gibi eşlik etmeli insan bir gölgeye

Kendini bu sefil ruha adıyor seyyah, ve ödüllendiriliyor

Izdırabımın tam ortasında hissettim sevgiyi, diyor, sevilen bir yüzde oluşan gülümsemeyi okumak gibiydi.

Elimde değil, istiyorum.

Gerçekleşen hayal diye bir şey yoktur.

Hayal edildiği anda her hayal gerçektir.

Çeviri: Nilay Öztürk

Goodbye

英文 | Gankhanani Moffat Moyo

We have reached the end of the road
And must now go separate ways
We must still remember the days
That we passed through together
Now, as we go separate paths of life
Let us dip our thoughts deep
Into our memories of yesteryears
As our tears gushing with pain
Stream down our cheeks
Let us taste these salty tears
Streaming down our cheeks
Let us listen to the lamentations
Of the voices hidden in our inner beings
Now that we are becoming separate
In thought and in fault
In the worth of our mirth
We shall live differently
I shall live a life unsupported
By the roots of our guiding friendship
A life of tears as wide seas
That I have to cross to reach the lands of happiness
And the worlds of bright laughter
I shall dip this pen of mine
In my flesh to where I shall feel pain the most
It is then that I shall scribble verses
That are punctuated by the blood shed
Shed as we were being separated
One’s soul and flesh from the other’s
Verses that are consonated by the breaths
Our breaths beaten, broken and brought to a halt
I shall deep my fingers in your wounds
And so shall you do too in mine
So that we share our pains together
Dear, as we say goodbye to each other
Let us not hide our tears for each other
Let us not hide them away from each other
Let us cry together
As we pray that we meet again
Therefore, ’till we meet again
It’s goodbye

© Gankhanani Moffat Moyo
Audio production: LiteraturWERKstatt Berlin 2009

Veda

土耳其文

Yolun sonuna geldik
Şimdi ayrı yollara gitmeliyiz
Yine de, hatırlamalıyız
Birlikte geçirdiğimiz günleri
Şimdi, sürüklenirken hayatın farklı patikalarına
Bırak düşüncelerimize dalalım
Geçen yılların hatıralarına dalalım
Gözyaşlarımız acıyla taşarken
Süzülürken yanaklarımızdan
Bırak tuzlu suların tadına bakalım
Süzülen yanaklarımızdan
Bırak kulak verelim ağıtlarına,
İçimizde saklı seslerin.
Madem ki ayrılıyoruz
Düşünceli ve yenik
Neşemizin ederinde
Farklı yaşamalıyız
Bir yaşam sürdürmeliyim,
Yol gösteren dostluğumuzun kökleri tarafından desteklenmeyen
Açık denizler kadar tuz ve su barındıran bir yaşam
Mutlu topraklara ve aydınlık kahkaha diyarlarına ulaşmak için
Baştan başa geçmem gereken denizler
Kalemimi batırmalıyım
Bedenimde acıyı en çok hissettiğim yere
İşte o zaman dizeler karalayacağım
Kan damlasıyla noktalanmış
Biz ayrılırken damlayan
Birinin ruhunu ve bedenini ayırırken diğerinden
Nefeslerle ahenkli dizeler
Bizim nefeslerimiz; yenik, kırık ve noktalanmış
Parmaklarımla yaralarının derinlerine dokunmalıyım
Sen de benim
Acılarımızı paylaşalım
Sevgilim, veda ederken birbirimize
Bırak saklamayalım gözyaşlarımızı birbirimize
Bırak saklamayalım onları birbirimizden
Bırak ağlayalım birlikte
Tekrar buluşmak için dua ederken
Tekrardan buluşana dek
Hoşçakal

Çeviri: Nilay Öztürk